İran ile İsrail arasında doğrudan saldırıların başlaması, vekalet savaşları döneminden farklı bir aşamaya işaret ediyor. Füze ve hava saldırıları karşılıklı olarak devam ederken, ABD’nin bölgedeki askeri varlığı da denklemi büyütüyor. Bu tablo, çatışmanın bölgesel savaşa dönüşme ihtimalini artırıyor.
Ancak şu ana kadar savaş, taraf ülkeler arasında sınırlı askeri hedeflere yönelik ilerliyor. Henüz çok taraflı, geniş kapsamlı bir bölgesel bloklaşma oluşmuş değil.
Türkiye Bu Savaşa Otomatik Olarak Dahil Olur mu?
Türkiye, hem İran ile sınır komşusu hem de NATO üyesi bir ülke. Ancak bu iki gerçek, Ankara’nın otomatik olarak savaşa dahil olacağı anlamına gelmez.
Türkiye’nin askeri doktrini ve dış politika refleksi incelendiğinde üç temel prensip öne çıkıyor:
-
Doğrudan saldırıya uğramadan sıcak savaşa girmez.
-
Bölgesel istikrarı bozacak geniş çaplı askeri maceralardan kaçınır.
-
Önce diplomasi ve denge siyaseti yürütür.
Dolayısıyla mevcut tabloda Türkiye’nin doğrudan cepheye asker göndermesi düşük ihtimal olarak değerlendiriliyor.
