Günümüz dizileri her ne kadar güzel olsa da unutulmayan efsane yeşilçam dizileri ve sanatçılarını gelin bir daha yaşatalım..Efsaneler ölmez..

https://www.youtube.com/watch?v=8Knam8BWSB8&t=10s

Türkan Şoray..

İstanbul'un Eyüpsultan ilçesinde doğan Türkan Şoray memur bir ailenin ilk çocuğudur. Baba tarafı Kabartay Çerkezlerindendir, anne tarafı Selanik göçmenidir.Nazan ve Figen adında iki kızkardeşi daha olan Şoray'ın babası vefat etmişti. Fatih Kız Lisesi orta bölümü mezunu olup, annesi Meliha Şoray'ın (1927-1984) desteğiyle sinemaya adım atan Şoray, 1962 yılında Galatasaray eski asbaşkanı Rüçhan Adlı (1923-1995) ile 20 yıl bir birliktelik yaşadı. Bu süre içinde birkaç defa ayrılıp barışan çift, Rüçhan Adlı'nın eşinden bir türlü boşanmaması yüzünden yollarını ayırdı. Türkan Şoray, 1995 Ağustos'unda hastaneye kaldırılan Adlı'yı son anlarına kadar yalnız bırakmadı. Tiyatro oyuncusu Cihan Ünal ile 1983'te evlenmiş 1987'de ayrılmış ve bu evlilikten Yağmur adlı bir kızları olmuştur.

Yeşilçam Yılları..

Henüz Fatih Kız Lisesi ortaokulu bölümünde okurken Karagümrük'teki ev sahiplerinin kızı olan, Türk sinemasında sonraları "Panter Emel" olarak tanınacak sinema oyuncusu Emel Yıldız ile bir film setine giden Türkan Şoray, Türker İnanoğlu'nun teşviki ile Yeşilçam'a adım atar. Emel Yıldız'ın yerine Şoray'ın da kariyerinin başlangıcı anlamına gelen 1960 yılı yapımlı Köyde Bir Kız Sevdim filminde Baki Tamer ile başrol de oynamıştır. Türkan Şoray sinemaya başlamasıyla ilgili anısını şöyle anlatır:"Sinemaya girmeden önce mahallemize bir film seti geldi. Filmin bir setini mahallemizde çekeceklerdi. Başrol oyuncusu kadını gördüğümde 'ne kadar güzel bir kadın' dedim. Bu kadın Muhterem Nur'du. Öyle şaşkın bir şekilde bakınırken yanıma bir adam geldi ve 'Sen de filmlerde oynamak ister misin?' diye sordu. Korktum ve hemen eve kaçtım. Bu adamın da daha sonra Memduh Ün olduğunu öğrendim. O zaman film setinden kaçmıştım ama daha sonra film setleri hayatım oldu." der.

Şoray'a ilk Altın Portakal ödülü getiren 1964 yapımlı yönetmenliğini Metin Erksan'nın yaptığı başrollerinde Şoray ve Ekrem Bora'nın yer aldığı Acı Hayat filmi "Manikürcü Nermin"'i canladıran oyuncu için kariyerinde önemli basamak olmuştur.1968 yılında, Şoray'a kariyerinde ikinci Altın Portakal ödülünü Sait Faik Abasıyanık'ın "Menekşeli Vadi" adlı öyküsünden esinlenerek Safa Önal tarafından senaryosu yazılan Vesikalı Yarim filmi kazandırmış, yıllar sonra filmin yenilenmiş kopyasının yeniden yayımlandığı İstanbul Film Festivali'nde konuşan Türkan Şoray film için şöyle demiştir:

"Türk sinemasının yeri çok zor doldurulacak bir yönetmen olan Lütfi Akad'la çalışmış olmak benim için çok mucizevi bir şeydir. 'Türkan, gözlerinle oynayacaksın' diyordu bana. Gözlerimle oynamayı Lütfi Akad öğretti bana.

Yeşilçam Hayatı boyunca oynadığı filmler

Önce gelen:
Önce gelen yoktur.
Antalya Altın Portakal Film Festivali
En İyi Kadın Oyuncu

Acı Hayat
1964
Sonra gelen:
Fatma Girik
(1965 - Keşanlı Ali Destanı)
Önce gelen:
Fatma Girik
(1967 - Sürtüğün Kızı)
Antalya Altın Portakal Film Festivali
En İyi Kadın Oyuncu

Vesikalı Yarim
1968
Sonra gelen:
Hülya Koçyiğit
(1969 - Cemile)
Önce gelen:
Müjde Ar
(1986 - Aaahh Belinda ve Adı Vasfiye)
Antalya Altın Portakal Film Festivali
En İyi Kadın Oyuncu

Hayallerim, Aşkım ve Sen
1987
Sonra gelen:
Gülşen Bubikoğlu
(1988 - Kurtar Beni)
Önce gelen:
Müjde Ar
(1993 - Yolcu)
Antalya Altın Portakal Film Festivali
En İyi Kadın Oyuncu

Bir Aşk Uğruna
1994
Sonra gelen:
Zuhal Gencer
(1995 - Sekizinci Saat)

Kadir İnanır..

Fatsa doğumlu olan Kadir İnanır, ailesinin son çocuğudur. Fatsa'daki ilkokul ve ortaokul eğitimi sırasında sahne yeteneğini çeşitli okul gösterilerinde sergiledi. İnanır, yatılı olarak okuduğu İstanbul Haydarpaşa Lisesi'nin ardından Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi, Radyo-Televizyon Bölümü’nü bitirdi.

Kariyeri..

1967 yılında Ses dergisi'nin düzenlediği "Sinema Artisti Yarışması"'nda finale kaldı, 1968 düzenlenen Saklambaç gazetesinin "Fotoroman Artisti Yarışması"'nda da birinci oldu.Bir süre fotoromanlarda oynadıktan sonra Yedi Adım Sonra (1968) adlı filmdeki küçük bir rolle sinemaya başladı. İlk kez başrolde oynadığı 1970 tarihli, Atıf Yılmaz'ın yönettiği Kara Gözlüm filminde Türkân Şoray'la başrolleri paylaştı. Daha sonra Şoray'la birçok film daha çevirerek Türk sinemasının erkek yıldızları arasına girdi.

Zamanla daha nitelikli filmlere yöneldi. Atıf Yılmaz'ın yönettiği Utanç (1972), Selvi Boylum, Al Yazmalım (1977) ve Bir Yudum Sevgi (1984), Ömer Kavur'un yönettiği Ah Güzel İstanbul (1981), Kırık Bir Aşk Hikayesi (1981) ve Amansız Yol (1985), Şerif Gören'in yönettiği Tomruk (1982), Sen Türkülerini Söyle (1986) ve Katırcılar (1987), Erdoğan Tokatlı'nın yönettiği Suçumuz İnsan Olmak (1986) ve 72. Koğuş (1987), Zeki Alasya'nın yönettiği Dikenli Yol (1986), Zafer Par'ın yönettiği Yedi Uyuyanlar (1988), Melih Gülgen'in yönettiği Tatar Ramazan (1990) ve Tatar Ramazan Sürgünde (1992) bu filmler arasındadır.

5. Altın Koza Film Festivali’nde başrolünü Filiz Akın'la paylaştığı Utanç (1973) adlı filmle En İyi Erkek Oyuncu seçilen Kadir İnanır, başrollerini Fatma Girik, Serpil Çakmaklı, Nur Sürer, Erdal Özyağcılar ile paylaştığı 1985 tarihli Yılanların Öcü adlı Şerif Gören filmiyle ise 1986 Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde En İyi Erkek Oyuncu ödülünün sahibi oldu. Kadir İnanır, 1990’da Medcezir Manzaraları adlı film ile 3. Ankara Film Festivali'nde de En İyi Erkek Oyuncu dalında ödülün sahibi oldu. 1998 yılında Flash TV'de 8 ay boyunca ana haber bülteni sunmuştur.

Son dönem Türk sinemasında 2000 yapımı Komser Şekspir adlı Sinan Çetin filminde yer alan ünlü oyuncu, 24 yıl aradan sonra 2003 yılında Gönderilmemiş Mektuplar adlı filmde Türkân Şoray'la yeniden bir araya geldi. Uzun yıllar birbirine yakıştırılan ikili bu filmle de büyük ilgi topladı.

2005 yılında Memduh Ün ve Tunç Başaran'ın yönettiği, Fatma Girik ile birlikte başrollerini paylaştığı, Sinema Bir Mucizedir adlı yapımda oynadı.

Oynadığı filmlerin içeriği konusunda da etkili olan İnanır genellikle onurlu, özverili ve güçlü erkek tiplerini canlandırmıştır. Toplam 182 sinema filminde ve 7 televizyon dizisinde rol alan İnanır'ın en uzun soluklu dizisi Marziye adlı yapım oldu. 1995-1996 yılları arasında Kanal D'de yayınlanan Böyle Gitmez adlı bir haber programının sunuculuğunu yaptı.

Özel Yaşamı

Sosyoloji, ekonomi ve siyasetle de ilgilenen ve hiç evlenmeyen Kadir İnanır'ın kurbağa (göden) koleksiyonu bulunuyor. Hekimoğlu Türküsü Ümit Tokcan'la birlikte derlemiştir.

Kadir İnanır için, 2000 yılında Derman Bey dizisinin çekimleri sırasında rol arkadaşı olan Buket Saygı'ya gönderdiği smsler nedeniyle taciz suçlamasıyla dava açıldı. İnanır, smsleri "motivasyon" amaçlı gönderdiğini belirtmesine karşın 2003 yılında sonuçlanan davada "sarkıntılık ve hakaret etmek" suçundan 6 ay hapis cezasına çarptırmış, iyi halden dolayı bu ceza 456 milyon 300 bin lira para cezasına çevrilip ertelenmiştir.

Şubat 2012'de bel fıtığı ameliyatı olan İnanır, ardından akciğerlerinde görülen bir tümör nedeniyle bir operasyon daha geçirdi.

Kadir İnanır'ın Oynadığı Filmlerden Bazıları

2018 Kapı-2014 Sinemada İstanbul:Kadrajdaki Şehir-2012 Elveda Katya- 2011 Ünye de Fatsa Arası-2008 Son Cellat-2006 Sinema Bir Mucizedir / Büyülü Fener-2002 Gönderilmemiş Mektuplar-2000 Komser Şekspir-1994 Aşk Ölümden Soğuktur-1971 Üç Arkadaş-1970 Ankara Ekspresi-1970 Dağların Kartalı-1970 Dört Kabadayı-1970 Kara Gözlüm-1970 Meçhul Kadın-1970 Yemen'de Bir Avuç Türk1969 Fato / Ya İstiklal Ya Ölüm

Gülşen Bubikoğlu..

Fatih Kız Lisesi'nde eğitim gördü. 1971'de Fatih Kız Lisesini bitirdi.

L.C.C Kültür Merkezi'nde bir yıl lisan, mankenlik ve dans eğitimi aldı. 1973 yılında "SES" sinema dergisinin açmış olduğu yarışma ile sinemayla tanıştı. Kariyerine, Erler Film öncülüğünde Türker İnanoğlu'nun 1973 yılı yapımlı Yaban filminde başrolü oynayarak başlayan Bubikoğlu, 1974 yılında İnanoğlu ile birlikte gizli bir düğünle Kemal Utku'nun evinde evlenmiştir. İnanoğlu ile evliliğinden sonra Bubikoğlu Erler Film'in bir numaralı kadın yıldız oyuncusu oldu ve çevirdiği filmlerle güldürüye, drama, duygusal ve hareketli filmlere yatkınlığını göstererek hem seyircinin büyük beğenisini kazandı, hem de Türk sinemasının yıldızları arasında özel bir yer edindi Macaristan, Moskova, Kuveyt, Cannes gibi festivallerde ülkesini temsil etmiştir. İtalyanlarla Baş Belası, Üçkağıtçılar ve Mücevher Hırsızları gibi filmlerle Koprodüksiyon çalışmalarında bulunmuştur. Başrolünde oynadığı filmler çok sevilmiş ve büyük gişe başarıları yakalamıştır. Zirvedekiler ve Affet Bizi Hocam gibi TV dizileri ile sevenleriyle buluşmuş ve bu diziler televizyon izleyicisinden ilgi görmüştür.

1973YabanAlev Özkan
Bitirimler SosyetedePeri
1974Mahçup DelikanlıSema Akgünlü
Yüz Lira ile EvlenilmezGülşen
Cici KızAyşim Somer
Reisin KızıGülten
Ayrı DünyalarAslı
Yaz BekarıLeyla Güneş
1975Şafakta BuluşalımGülben
Üç KağıtçılarCemile
Ah NeredeZehra
Evcilik OyunuNazlı
1976Kader BağlayıncaZeynep
Sıralardaki HeyecanGülşen
Ne Umduk Ne BuldukZeynep
Baş BelasıAyşe
Ah Bu GençlikCemile
1977Ölmeyen ŞarkıÇiğdem
Bizim KızZeynep Arda
1978İşte Bizim HikayemizSevgi
Vahşi GelinNecmiye
1979Mücevher HırsızlarıSincap Yasemin
CanikomBahar
1980Renkli DünyaZeynep Demir
Tanrı'ya FeryatSelda
1981Gırgıriyede Şenlik VarGülliye
GırgıriyeGülliye
1982GörgüsüzlerGül
Leyla ile MecnunLeyla
O KadınGönül
KördüğümGülşen
1983Gırgıriyede Cümbüş VarGülliye
İhtiras FırtınasıŞeref
1984Gırgıriyede Büyük SeçimGülliye
Alev AlevAlev
1985ParamparçaÜmran Koçer
1986SavunmaHandan Çelik
KıskıvrakReyhan
1988Kurtar BeniAytenAltın Portakal Film Festivali En İyi Kadın Oyuncu Ödülü
Kızım ve Ben / Gurbet KadınıReyhan Olcay
1989SuçluFatma Kara
Dehşet Gecesi
1990Madde 438Naciye Tuna
1993ZirvedekilerZeynep
1998Affet Bizi HocamZeynep

Cüneyt Arkın..

Cüneyt Arkın, gerçek adıyla Fahrettin Cüreklibatır (d. 8 Eylül 1937),Türk sinema oyuncusu,senarist, yapımcı,yönetmen.Eskişehir'in Alpu ilçesine bağlı Karaçay köyünde doğdu. Babası Türk Kurtuluş Savaşı'na katılmış Hacı Yakup Cüreklibatır'dır. Aslen Nogay'dır. Lise öğrenimini Eskişehir Atatürk Lisesi'nde gördü, 1961 yılında İstanbul Tıp Fakültesinden mezun oldu.

Sinema Kariyeri

Memleketi Eskişehir'de, yedek subay olarak askerliğini yaparken, Göksel Arsoy'un başrol oynadığı Şafak Bekçileri (1963) filminin çekimleri sırasında yönetmen Halit Refiğ'in dikkatini çekti. Askerliğini bitirdikten sonra Adana ve civarında doktorluk yaptı. 1963 yılında Artist dergisinin yarışmasında birinci oldu. Bir süre iş arayan Cüneyt Arkın, 1963'te Halit Refiğ'in teklifiyle sinema oyunculuğuna başladı ve 2 yıl içinde en az 30 film çevirdi.[3]

1964 yılında oynadığı Gurbet Kuşları filminin finalindeki kavga sahnesi, Arkın'ın kariyerinde bir kırılma noktası oldu. Bir süre daha duygusal-romantik jön karakterlerini canlandırdıktan sonra yine Halit Refiğ'in önerisiyle aksiyon filmlerine yöneldi. Bu dönemde İstanbul'a gelen Medrano Sirki'nde altı ay süreyle akrobasi eğitimi aldı. Burada öğrendiklerini Malkoçoğlu ve Battalgazi serilerinde beyaz perdeye aktararak, Türk sinemasına daha önce hiç örneği olmayan bir tarz getirdi. Kısa sürede avantür filmlerin en aranan oyuncusu haline geldi. Romantik filmlerle başladığı sinema yaşantısını hareketli filmlerle sürdürse de birçok farklı türde karaktere can verdi. Kariyeri boyunca westernden komediye, macera filmlerinden toplumsal filmlere kadar değişik türde filmler çekti. Özellikle Maden (1978) ve Vatandaş Rıza (1979) filmleri, Cüneyt Arkın'ın kariyerinde özel bir yer kaplar.

12 Mart dönemi sırasında, 4. Altın Koza Film Festivali'nde (1972) jürinin ilk oylamasında Yılmaz Güney'i Baba filmindeki rolüyle en iyi erkek oyuncu seçilmesine rağmen daha sonra siyasi baskılarla Yılmaz Güney'in yerine, ilk oylamada Yaralı Kurt filmindeki performansıyla ikinci olan Cüneyt Arkın'ı en iyi erkek oyuncu seçti. Bu karara tepki gösteren Arkın ödülü reddetti.

Cüneyt Arkın sinemasına ayrı bir renk getiren, yönetmenliğini Çetin İnanç'ın yaptığı 1982 tarihli Dünyayı Kurtaran Adam zamanla bir kült film haline geldi. 1980'li yıllarda Ölüm Savaşçısı, Kavga, Sürgündeki Adam ve İki Başlı Dev gibi aksiyon filmlerinden sonra, 1990'lı yıllarda da polisiye dizilere yöneldi.

Cüneyt Arkın, binicilik ve karatede uzman sporcu unvanına sahiptir. Oyunculuğun yanı sıra televizyon izlenceleri sunmuş ve kısa bir süre gazetelerde sağlıkla ilgili köşe yazarlığı da yapmıştır. 2009 yılında omurgasındaki sinir sıkışmasından dolayı yaklaşık üç ay hastanede tedavi gördü.

Özel Hayatı

Cüneyt Arkın ilk evliliğini 1964 yılında kendisi gibi doktor olan Güler Mocan ile yaptı. 1966 yılında kızları Filiz doğdu. 1968 yılında boşandıktan bir yıl sonra Betül (Işıl) Cüreklibatur ile evlenen Cüneyt Arkın'ın,bu evlilikten de Kaan ve Murat adlarında iki çocuğu vardır. Kızı bir şirkette genel müdürlük yapan Arkın'ın oğullarından Murat da dizilerde oyunculuk yapmaktadır. Bir dönem alkolizm tedavisi görmüş olan Arkın, alkol, uyuşturucu ve gençliğin sorunları konulu sayısız konferans vermiş, bunlarla ilgili teşekkür beratları ve onur ödülleri almıştır.

Kazandığı Ödüller

YılAday gösterilen çalışmaÖdülSonuç
1963"1.'lik Ödülü "1963 Artist Mecmuası, Artist YarışmasıKazandı
1969"En İyi Erkek Oyuncu Ödülü", (İnsanlar Yaşadıkça) ile1969 Antalya Altın Portakal Film FestivaliKazandı
1972"En İyi Erkek Oyuncu Ödülü", (Yaralı Kurt) ile1972 Adana Altın Koza Film FestivaliKazandı
1976"En iyi Erkek Oyuncu Ödülü", (Mağlup Edilemeyenler) ile1976 Antalya Altın Portakal Film FestivaliKazandı
1999"Yaşam Boyu Onur Ödülü"1999 Antalya Altın Portakal Film FestivaliKazandı
2013"Yaşam Boyu Meslek ve Onur Ödülü"Engelsiz Yaşam VakfıKazandı
2013"Yaşam Boyu Onur Ödülü"18. Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Oyuncu ÖdülleriKazandı
2013"Kültür ve Sanat Büyük Ödülü"2013 Yılı Kültür ve Sanat Büyük ÖdülüKazandı

Adile Naşit

Adile Naşit ya da gerçek adıyla Adela Özcan (17 Haziran 1930, İstanbul - 11 Aralık 1987, İstanbul), Türk sinema oyuncusu, tiyatrocu ve televizyon sunucusu.

Yaşamı

Tiyatrocu bir aileden gelen Adile Naşit'in babası komedyen Komik-i Şehir Naşit, annesi de tiyatro oyuncusu Amelya Hanım'dır. Amelya hanım, anne tarafından Ermeni, baba tarafından Rum'dur. Dedesi Kemani Yorgo Efendi, anneannesi ise, zamanının meşhur kantocularından olup, lakabı Küçük Verjindir.Ağabeyi Selim Naşit ve 1950'de evlendiği ilk eşi Ziya Keskiner de tiyatro sanatçısıdır. Adile Naşit eşi Ziya Keskiner'in Temmuz 1982'deki ölümünden sonra 16 Eylül 1983 tarihinde Cemal İnce (1928-2015) ile gizlice evlendi.

Adile Naşit, 16 yaşındaki oğlu Ahmet'i 16 Haziran 1966 tarihinde kaybetmiştir. Kalbi delik olan Ahmet'in kalp ameliyatı başarılı geçmesine rağmen sonrasında fenalaşarak komaya girmiş ve kurtarılamamıştır.

Sinema dünyasında, Rıfat Ilgaz'ın ünlü eseri Hababam Sınıfı'ndan uyarlanan filmlerdeki müstahdem Hafize Ana rolü ile olduğu kadar, Münir Özkul ile karşılıklı oynadığı filmlerdeki "Anne" rolleriyle de ünlenen Adile Naşit, 11 Aralık 1987'de doğduğu şehir olan İstanbul'da 57 yaşındayken bağırsak kanseri sonucu yaşamını yitirmiştir. Cenaze töreni 13 Aralık 1987 tarihinde Şişli Camii'nde düzenlendi. Öğleyin kılınan cenaze namazının ardından Karacaahmet Mezarlığına defnedilmiştir.İstanbul Karacaahmet mezarlığında ilk eşi Ziya Keskiner ve oğlu Ahmet Keskiner (1951-1966) birlikte yatmaktadır.

Oyunlarında ve sinema filmlerindeki anne tiplemesi, kendine has üslûbu ve kahkahası onu Türkiye Sineması'nın unutulmaz isimleri arasına yerleştirmiştir. Adile Naşit canlandırdığı anne karakterleri nedeniyle 1985 yılında Yılın Annesi seçilmiştir.

Sinema Kariyeri

Sinemaya girişi 1947 yılında Seyfi Havaeri'nin yönettiği Yara filmiyle olmuştur, ancak 1970'lerde filmlerde yoğun olarak rol almaya başlamıştır. 1976'da İşte Hayat adlı filmdeki rolüyle Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandı. Hababam Sınıfı film serisindeki rolüyle büyük beğeni kazandı.1978'de Uluslararası Sanat Gösterileri'nin tiyatro ve müzikallerinde rol almaya başladı. Daha çok Ertem Eğilmez ve Kartal Tibet'in çektiği güldürü filmlerinde oynamıştır.

Oynadığı Bazı Filmler

Oynadığı bazı tiyatro oyunları