Müge Anlı'nın bugün yayınlanan programına Aleyna Çakır'ın ölümünde baş şüpheli olarak gösterilen Ümitcan Uygun'un dayısının röportajı damga vurdu. Kız kardeşi Gülay Uygun ormanda ölü bulunan Ümit Köse, olay günü tüm yaşananları anlattı.

ATV ekranlarında program yapan Müge Anlı, bir süredir haziran ayında evinde ölü bulunan 21 yaşındaki Aleyna Çakır'ın şüpheli ölümünü işliyor. Çakır'ın ölümünde baş şüpheli olarak gösterilen eski erkek arkadaşı Ümitcan Uygun ise ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı.

Olayın genişlemesiyle bir takım iddiaların ardından Uygun'un annesi de programda gündem oldu. Genç kızları kötü yola düşürme iddiasıyla hakkında soruşturma açılan anne Gülay Uygun, ifade vermesine 2 gün kala ormanlık alanda ölü bulundu. Müge Anlı'nın bugün yayınlanan programında ise Gülay Uygun'un abisi Ümit Köse, kardeşinin öldüğü gün yaşananları anlattı.

"ABİMDEN VE ENİŞTEMDEN HELALLİK İSTEMİŞ"

İfadesiyle herkesi ekrana kilitleyen Ümit Köse, olay günü şu sözlerle anlattı:

"Polisten önce biz bulduk, kocası, ben, benim kardeşim ve dayım. Dört kişiydik. Ben o gün bir buçuk gibi, bir yakınımı aradım. Yakınım bana, 'Abi panik yapma da Gülay ablam kayıp onu arıyoruz. Abimi aramış, hakkını helal et demiş ve gitmiş' dedi. Biz daha sonra, oradaki kız kardeşim ve annemle birlikte beş buçuk sularında Bağlum'a geldik. Son durakta eniştemle görüştük. Eniştemi aramış, 'Canım seni çok seviyorum, hakkını helal et, Bağlum son durakta piknik alanındayım' demiş."

"KULAĞININ ÜZERİNDEN GELEN KURŞUNLA İNTİHAR ETMİŞ"

"Eniştem sabah dokuz gibi dayısını arayıp, Ulus'tan buraya kendisinin geldiğini söyledi. O saatten bu yana ablamı arıyorlarmış. Enişteme pikniğe nereye gittiklerini sordum. Şu an olayın olduğu yeri söyledi. Biz gittik baktık orada yoktu. Bir kere daha bakalım dedik. Sonra olayın olduğu yere gittik. Arabada durağın yanındaydı, biz çok dik bir yerden çıktık. Herkes farklı bir yere giderek aramaya başladı. Bir süre sonra dayım telefonla beni arayarak bulduklarını söyledi. Daha sonra diğer kardeşim beni gördü onu da alarak, olayın olduğu yere doğru koştum. Bacımı kendini vurmuş bir şekilde gördüm, üzerine kapandım. Kafasının arkasından değil, kulağının üzerinden gelen kurşunla intihar etmiş. Yüksek sesle bağırdım, dağları inlettim."

"8 SAAT CANSIZ ŞEKİLDE ORMANDA YATMIŞ"

"O bir kamyoncu bağlandı da, orada bir erkek sesi vardı diyordu ya, o beyaz araba da bizdik, erkek sesi de benim sesimdi. Saat altı gibi Gülay'ı bulduk. Ayakkabısı çıkık falan diyorlar ya, ayakkabısını Birol çıkardı, annesinin ayağını öptü. Ben gömleğini çıkardım. Yüzüne sinekler geliyordu, yüzüne örttüm. Biz dokuz gibi ticari taksiye binip olay yerine gittik. Edindiğimiz bilgiye göre, saat on ya da on buçuk civarında intihar ettiği yani, yedi sekiz saat cansız bir şekilde yattığı ortada. Yani kamyoncunun verdiği ifadede söylediği zaman, bacım çoktan ölmüştü."

"SİLAHI NEREDEN BULDU BİLMİYORUM, ÜMİTCAN'IN KURU SIKISI VAR"

"Bacımın silahı nereden bulduğu hakkında bir bilgim yok. Ümitcan'ın kuru sıkı silahı var. Ben de kızardım, oğlum bunları gerçek zannederler falan diye. Silahı nerden aldığı konusunda hiçbir fikrim yok. Bacımla telefonla konuşurduk bana, 'Ben herkesle konuşuyorum ama senle konuşamıyorum, doluyorum, zaten ben doluyum. Seninle konuşurken içimden ağlamak geliyor, sana her şeyimi anlatamıyorum. Abi doldum ben, artık dayanamıyorum' dedi. Bacım altın kalpli birisiydi, iyilik meleğiydi."

"BALKONDAN ATLAMAYI DÜŞÜNMÜŞ"

"Ümitcan'ın daha iyi bir çocuk olması için çok uğraştı bacım. Aleyna olayında en son, olayın içine kendi adı girince... Aslında bacım hayatı, yaşamayı çok seven birisiydi. Kesinlikle ölmeyi düşünmüyordu. Bizde hiç öyle bir ihtimal vermiyorduk. Kendini intihar edeceğini hiç düşünmemiştik. 'Abicim balkondan atmayı denedim, cesaret edemedim' dedi sonra dolu dolu ağladı."

"ÜMİTCAN ALTIN KALPLİ BİR ÇOCUKTUR"

"Ümitcan biraz hırçın büyüdü. Ama Ümitcan'da cani değildir, altın kalplidir aynı annesi gibi. Yeğenim biraz atarlıdır, yalan konuşmasını sever. Hava atmak için etrafına ayda 80 bin lira kazanıyorum diye konuşmuştur. Ümitcan'ın arkadaş çevresi çok zengin bir kitleye sahip. Öyle de söylüyordu. Onlardan etkilenerek söylemiştir ayda 80 bin lira kazandığını. 'Dayıcım arkadaşlarım var, şunla gidiyorum, bunla gidiyorum' diye sürekli söylüyordu. Nasıl olduğunu bilmiyorum."

"YURTTAKİLERE KAZANLARLA SARMA SARARDI"

"Bacımın evine haftada bir ya da iki gün iş dolayısıyla uğrardım. Bacım kazanlarla yaprak sarardı. Defalarca gördüm. Bu kadar sarmayı ne yaptığını sorduğumda yavrularına götüreceğini söylerdi. Kızım devlet senden zengin, devlette yok mu bunlar diye tepki verdiğimde, 'Abi devlette tabii var ama ben kendi ellerimle sarıyorum' derdi.

"ALEYNA VE ÜMİTCAN'IN GÖZÜNDEKİ AŞKI GÖRDÜM"

Ben çocukların gözlerindeki sevgiyi ve aşkı gördüm, Aleyna'ya dedim ki, kızım babanın evine git de seni gelip isteyelim. Aleyna da bana 'Siz beni Allah'ımdan ve benden isteyin, aileme ben gitmem, ben onları sildim' dedi. "

Editör: TUNAHAN ERTAN