Ruhsal hastalıklar, bir kişinin sağlıklı sürdürmesi gereken hayatını, sağlıklı bir şekilde sürdürmesine engel olan psikolojik rahatsızlıklara verilen genel isimdir.

Ruhsal Hastalıklar Nelerdir?

Aşağıda yazılan hastalıklar ruhsal hastalıklardan bazılarıdır.

  • Obsesif - Kompulsif Bozukluk
  • Depresyon
  • Sosyal Fobi
  • Panik Bozukluğu
  • Travma Sonrası Stres Bozukluğu
  • Bipolar Bozukluk (İkiuçlu bozukluk, Manik Depresif Hastalık)
  • Yeme Bozuklukları
  • Erişkin Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu
  • Madde Bağımlılığı
  • Yaygın Anksiyete Bozukluğu
  • Nikotin Bağımlılığı

Ruhsal Hastalıklarda İlginç Olan Rahatsızlıklar Nelerdir?

Ruhsal hastalıklar içerisinde daha önce pek duyulmayan hastalıklarda yer almaktadır. Bu ruhsal hastalıklar ve açıklamaları aşağıda yer almaktadır.

Capgras Sendromu: Bu ruhsal hastalıklarda, hastalar genellikle yakın akraba olduğu bir kişinin tıpatıp benzeriyle yer değiştirdiğine inanır. Örneğin bir şizofreni hastası, hastaneye kendisini ziyarete gelen anne babasını onların benzeri olmakla ve kendi gerçek anne babasının yerine geçmekle suçlamaktaydı. Yani hastaya göre birileri gerçek anne babasını kaçırmış, saklamış ve tıpatıp benzeri haline dönüşüp onların yerine geçerek hastanın yanına gelmiştir. Bu düşüncenin altında bir tür paranoya yatmakta gibi görünmektedir. Ancak aslında bu durum hastayı yaşadığı çatışmadan kurtaran bir savunma mekanizması rolü de oynayabilir. Ama işin ilginç yanı bu durum cansız nesnelere karşı yaşanabilmektedir. Bu durumun güzel bir örneği Capgras sendromu görülen hastalardan birinin yazdığı şu cümlede görülmektedir: “Aşağıda küçük bir derenin aktığı, ağaçlık ve dik bir yamaca gelene kadar yürüdüm. Orada oturup biraz dinlendim. Sonra saatimi inceledim. Bunun benim saatim olmadığını düşündüm, polis tarafından yapılmış iyi bir taklitti. Bu yüzden onu da dereye attım.” Bildirilmiş Capgras sendromlu olguların belki de en tuhafı ise kör olan bir hastadır.

Cotard Sendromu: Bu ruhsal hastalıklarda, hastalar kendisinin ve dış dünyanın varlığını inkâr ederler. Sıklıkla şizofreni ve ağır depresyon olgularında görülür. Cotard’ın 1880 yılında tanımladığı ilk olgu beyni, sinirleri, göğsü ve iç organlarının bulunmadığına, yalnızca deri ve kemikten ibaret olduğuna, ne Allah ne de şeytanın var olduğuna, kendisinin ölümsüz olduğuna ve sonsuza dek bu hâlde yaşayacağına inanan 43 yaşında bir kadındır. Ölü olduğuna inanıp kefene sarılarak tabuta yerleştirilmesi için ısrar eden bir başka olgu bildirilmiştir. Midesinin olmadığına inanan diğer bir hasta ise şunları söylemiştir: “Midem yok, asla açlık hissetmiyorum, yediğim zaman yiyeceğin tadını alıyorum ama boğazımdan geçtikleri anda hiçbir şey hissetmiyorum, sanki yiyecekler bir deliğe düşüyor.” Bu hastalarda görülen en ilginç durum ise ölü olduklarına inanmalarına rağmen intihar etmeye çalışmalarıdır.

Couvade Sendromu: Bu ruhsal hastalıklarda, baba adaylarının, eşlerinin gebelikleri boyunca veya doğum sırasında ya da her ikisinde birden, çeşitli fiziksel belirtilere yakalandığı bir bozukluktur. Eşinin gebeliği sırasında bulantı, karın ağrısı çeken, yaşadığı diş ağrıları nedeniyle 8 azı dişi dışındaki dişlerinin tamamı çekilen ve eşi emzirirken memeleri ağrıyan bir olgu bildirilmiştir. Bu durumun aşırı empati nedeniyle ortaya çıktığı düşünülmektedir.

De Clerembault sendromu (Erotomani): Bu ruhsal hastalıklarda, hasta tanıdığı birinin kendisine aşık olduğuna inanmaktadır. O kişinin bundan haberi yoktur hatta hastayı tanımıyor bile olabilir. Hasta ona aşık olmadığı halde muhatabının kendisine aşık olduğuna ama bu aşkını doğrudan sözle değil çeşitli üstü kapalı mesajlarla hissettirmeye çalıştığına inanmaktadır. Bu doğrultuda gündelik normal etkinliklerinden anlam çıkarır ve bunları kendisine gizli aşk mesajları olarak yorumlar. Örneğin sosyal medya hesabındaki profil fotoğrafından ya da paylaşılan içeriklerden anlam çıkarır. En çok da paylaşılan şarkı sözleri anlam çıkarmaya müsaittir.

Apotemnofili (vücut bütünlüğüne ilişkin kimlik bozukluğu): Bu ruhsal hastalıklarda, kişiler bedenlerinin bir uzvunun kendilerine ait olmadığını, o uzva karşı yabancılık çektiklerini, varlığından son derece yabancılık duyduklarını beyan ederek ondan kurtulma çabası içine girerler. Genelde bacaklarının kesilmesini talep ederler. Kol ya da parmağının kesilmesi için hekimlerden yardım isteyen veya kendi imkanları ile kesmeye çalışanlar vardır. Olgulardan biri gözüne asit döktürerek kendisini kör ettirmiştir. Yabancılık duydukları uzuv kesildikten ya da işlev göremez hale geldikten sonra yaşadıkları tüm sıkıntının geçtiğini ve rahatladıklarını belirtmektedirler. Nasıl bir beyin aksamasının ya da psikolojik mekanizmanın buna neden olduğu henüz bilinmemektedir.

Olfaktör referans sendromu: Bu ruhsal hastalıklarda, kişinin bedeninden kötü bir koku yayıldığı düşüncesinin olduğu bir bozukluktur. Bu koku, ter ya da dışkı tarzında bedene ait olabileceği gibi yanık kumaş, çöp, çürümüş soğan, gübre, bozulmuş balık kokuları da olabilir. Hasta bu kokuyu kendi duyumsamayabilir. Ancak çevresindeki insanların davranışlarından anlam çıkarıp kendisinden uzaklaştıklarını sanarak kötü koku yaydığı sonucuna da varabilir. Aslında bu durumdaki hastalar normal insanlara nazaran çok daha fazla banyo yapıp parfüm kullanmakta ve gayet güzel kokmalarına rağmen iğrenç koktuklarını düşünmektedirler. Bu nedenle toplu taşıma araçlarına binmeyerek uzun mesafeleri yürürler. Sinema, okul gibi sosyal ortamlara girmekten kaçınırlar. Genelde evde vakit geçirirler. Flört etmeye cesaret edemezler. Bu durumdaki bir hastam her gün bir şişe parfüm bitiriyordu.

Bu yazımız https://npistanbul.com/eriskin-psikiyatri/ruhsal-hastaliklar adresinden alıntıdır.