Silahlanma, Silahların Denetimi ve Silahsızlanma Anlaşmaları

Silahlanma, Silahların Denetimi ve Silahsızlanma Anlaşmaları

BU REKLAM SİZE ÖZEL YAYIMLANMAKTADIR

Küresel Sorunlar Güvenlik Silahlanma, Silahların Denetimi ve Silahsızlanma anlaşmaları

Silahlanma, Silahların Denetimi ve Silahsızlanma Anlaşmaları. 18. Ve 19. Yüzyılda gelişen sanayi devriminden kısa bir süre sonra silah sanayi teknolojisi gelişmeye başlamıştır. En önemli gelişmelerden biride kitle imha silahlarının üretilmeye ve yaygınlaşmaya başlamasıdır. Silahlanma büyük vahşetlere neden olmuştur ve silahlanma dünya barışı ve güvenliğini tehdit eden en önemli sorunlardan biridir. Bu sorun dünyamızda kitle imha silahlarının yaygınlaşmaya başlamasıyla birlikte günden güne büyüyerek içinden çıkılmaz hale gelmiştir. En güçlüsü ise nükleer silahlanmadır. Nükleer silahlanma güç olarak kabul edilmiştir. Bu silahları elde eden güçler tarafından korunacak ve diğer ülkeler çaba sarf etmeyecektir.  Hedefleri ve etki alanları ağır kayıplara ve milyonlarca insanların ölümüne yol açmıştır. Silahlanma II. Dünya Savaşında kitle imha silahlarına ve uluslararası çatışmalar sırasında kullanılırken savaş sonrası bu durum tersine dönmüştür.

Silahlanma, Silahların Denetimi ve Silahsızlanma Anlaşmaları
Silahlanma, Silahların Denetimi ve Silahsızlanma Anlaşmaları, Silahlanma ve Silahsızlanma, Silahlanma ve Silahsızlanma Antlaşmaları, Antlaşmalar Nelerdir, Silahlanma Sorunu, Silahsızlanma Sorunu, Küresel Sorunlar

Dünya Her Geçen Gün Daha Güvensiz Hale Gelmeye Başladı

  Dünya her geçen gün daha güvensiz hale gelmeye başlamış ve silahlanmanın ardı arkası kesilmemiştir. II. Dünya Savaşı’nın ardından Soğuk Savaş dönemi başlamıştır ve devletler silahlanma yarışına devam ederek silahlanma artışları hız kesmeden devam etmiştir. Artık 20. Yüzyıla gelindiğinde kitle imha silahlarının kullanılmasıyla milyonlarca insan yaşamını yitirerek bu sorun devletin ve kamuoyunun tek başına baş edeceği bir sorun olmaktan çıkmış ve silahlanmayı kontrol altına alabilmek için girişimlerde bulunmuşlardır. Bu girişimlerde silahsızlanmayı hedeflemiş ve silahların azaltılması, sınırlandırılması için çabalamışlardır.   Silahsızlanma II. Dünya savaşı başlamadan önce başlamıştır. Silahsızlanma, silahların yok edilmesi azaltılmaya çalışması olayıdır.

BU REKLAM SİZE ÖZEL YAYIMLANMAKTADIR

Silahlanma Yarışını Durdurmanın Yolları Arandı

Silahlanma yarışını durdurmak ve var olan silahların hemen hemen hepsinin ortadan kaldırmak, birçok insanın yaralanmasına ve ölmesine sebep olan bu savaşı durdurmak için yapılmıştır.  Bu çıkan savaşların üzerine yaşanan kayıplardan sonra bir daha yaşanmaması için Birleşmiş Milletler (BM) Antlaşmasının Önsözünde BM’nin kuruluş amacı; “bir insan ömründe iki kez, insanlığa eşi görülmedik acılar yaşatan savaş felaketinden gelecek kuşakları korumaya (…) azimli biz Birleşmiş Milletler Halkları…” şeklinde ifade edilmiştir. Uluslararası toplumda silahsızlanma yani sınırlandırılma gündeme gelmiştir.

Silahsızlanma İçin Girişimlerde Bulunuldu

   Devletlerin, kamuoyunun, sivil toplum örgütlerinin silahsızlanma için yaptığı girişimlerde gerekli hukuk ve toplum üyelerine eşit bir şekilde sağlanması gereken uluslararası güvenceler getirilmiştir. İnsanlığın çaresizliği uluslararası hukuk güvencelerine ve barışı sağlamaya yöneltmiştir.  Hukuk ve savaşı bir araya getirmek kolay olmasa da bunu barış için sağlamayı hedeflemişlerdir. Yani aslında savaş hukuku kapsayan durum uluslararası hukukun varlığı yadsıtamaz.

“İnsancıl Hukuk” Kuralları İçin Uğraşıldı

Uluslararası hukuk kuralları insanoğlu için savaş tehdidini ortadan kaldırmayı amaçlamış hiç değilse uluslararası hukuk kuralları ile savaşı daha iyi ve daha az kayıplı hale getirebilmek için çabalamıştır.  Bu kurallar “insancıl hukuk” kuralları adı altında toplanarak kayıplarda ki artışı ve özellikle nükleer, kimyasal silahların azaltılması ve yok edilmesi için çıkmıştır. İnsancıl hukuk silahlı çatışmalarda insan haklarını korumak artık 21. Yüzyıla gelindiğinde savaşları ortadan kaldırabilmek ve barışı sağlayabilmek için bilimsel çalışmalarla çıkmış bir uluslararası bir hukuk dalıdır. Çatışmalarda toplumun zarar görmesini önlemek ve tehditlere karşı korunmasını sağlayan kurallardır insanlık tarihine yön vermiştir.

Silâhların Denetimi ve Silâhsızlanma Yasası

  Silahların denetimi ise devletlerin silahlanma politikalarına ilişkin miktar, nitelik, geliştirme veya kullanım açısından; genellikle bir uluslararası antlaşma çerçevesinde uygulanan sınırlandırma veya indirimlerdir.  1961 tarihli Silâhların Denetimi ve Silâhsızlanma Yasası ise dünyada barışı sağlamak ve savaşları durdurmak, silahlardan kurtulmak için kitle imha silahlarının kontrolü yönünde azaltılmasını düzenleyen yasadır.  Bu yasa Birleşik Devletler’in ulusal güvenlik politikası ile uyum içerisinde olan Kennedy yönetiminin dış politikası açısından önemli bir bakış açısı sağlamıştır.

Lahey Barış Konferansı Silahsızlanma

  Silahsızlanma, uluslararası hukukta dünya barışını sağlamak ve korumak için önemli olduğundan Lahey Barış Konferanslarında ilk kez 1899 ve 1907 tarihinde gündeme gelerek konferans sonrası çalışmaları hız kazanmıştır. Lahey Barış Konferanslarında yasaklar çok dar tutularak sadece dom-dom mermileri, boğucu gazlar ve zehirli maddelerin kullanımından vazgeçilmesi sağlanabilmiştir ve yasakların denetimi için merciler üst denetimler ve denetimciler kurulamamış yine de bu yasaklar sayesinde kitle imha silahlarının önüne geçmenin başlangıcı sağlanabilmiştir.  Lahey Barış Konferanslarıyla başlayan bu süreç daha sonra 1925 tarihinde imzalanan Cenevre Protokolü9, 1972 tarihinde imzalanan Biyolojik Silahlar Sözleşmesi10 ve 1993 tarihinde imzalanan Kimyasal Silahlar Sözleşmesi11 ile devam etmiştir.

BU REKLAM SİZE ÖZEL YAYIMLANMAKTADIR

Geniş Kapsamlı Çözümler

   I.Lahey konferansında silahsızlanmaya yönelik yasaklar dar tutulduğu için geniş kapsamlı bir çözüme ulaşılamamıştır bunun sebebi de I. Dünya Savaşından önce çok fazla ve yeni silahların üretilmesi silah geliştirme çabalarının yoğunluğudur ve silahsızlanmanın önüne geçilemeyen engeller ortaya çıkmıştır.  1904 yılına gelindiğinde ikinci konferansın toplanmasında ki girişim ise ABD’den gelmiştir. Japonya ve Rusya arasında 1904 yıllarında çıkan savaş nedeni ile toplantı 1907’ gerçekleştirilmiştir. 15 Haziran 1907 tarihinde II. Lahey Barış Konferansı 44 devletin toplanmasıyla yapılmıştır ancak bu konferans sonrasında da silahsızlanmanın önüne net bir şekilde geçilememiştir. Japonya ve Rusya arasında olan savaş sonucu nedeniyle uluslararası anlaşmazlıklar olmuştur.

Silahlanmaya Henüz Çare Bulunamadı

II. Barış Lahey Konferansı sonucu kabul edilen 12 sözleşme, iki beyanname, dört temenni ve bir tavsiye neticesinde ne savaş (kuvvet kullanma) yasaklanabilmiş ne de savaşı önleyecek etkin bir mekanizma getirilebilmiştir. Bütün bunlar üzerine devletlerin, sivil toplum örgütlerinin, kamuoyunun dünya üzerinde geldiği noktada henüz silahlanmanın bütün türlerin engel olamamış ve sınırlı belli silah türlerinin önüne geçilebilmiştir.

“Konferans Postası”

I. Ve II. Lahey Barış Konferansında neticeler doğrultusunda meşhur İngiliz Gazeteci William Stead “Konferans Postası” adlı gazetede, siyah çerçeve içinde silahsızlanma için şu ölüm ilanını yazarak âdeta dünyada bu konuda yaşanan hayal kırıklığına tercüman olmuştur: “1899 da Petersburg’da doğan silahsızlanma, 1907 de Lahey’ de ölmüştür.

“Kitle İmha Silahları”

  Kitle İmha Silahları “nükleer, biyolojik ve kimyasal silahlar” olmak üzere üçe ayrılırlar. Kitle imha silahlarında radyolojik silahların radyasyon etkilerle zarar vermesi yönüyle nükleer silahlar kategorisi değerlendirilmiş ve ülke kitle imha silahlarına sahip olma çabalarında silahların caydırıcılık özelliği oluşmuştur bu özelliği ile de Soğuk Savaş Döneminde giderek yaygınlaşarak artık dünyanın yaşanılacak bir yer olmaktan çıkmaya başlandığı anlaşılmış ve 21. Yüzyılda silahların olmaması gerektiği açıkça ortadadır.

Nükleer Silahsızlanma

  Bu sorun çerçevesinde özellikle nükleer silahlar insanlığa kalıcı ve en çok zarar veren silahlanma olmuştur. Nükleer silahlar infilak ettiği zaman ateş topu meydana getirerek güneşteki ısıdan bile daha yüksek ısıya sahip olan bir ateş topu taşır. Nükleer silahlar ani etkiler ve kalıntı etkiler olarak ikiye ayrılmıştır. Her iki çeşidinde verdiği zararlar insanlığı tüketecek kadar büyük bir etkiye sahiptir.

Işık Isı İle Aniden Patlar

Nükleer silah ani etkiler de radyasyon basınç ile ışık, ısı ile aniden patlar. Kalıntı etkiler de patladıktan sonra ki yarım saat içerisinde etkisini gösterir.  Tarih boyunca silahların kontrolüne ilişkin bir sürü anlaşma yapılmıştır bunlar; 1675 Strasbourg Antlaşması, Cenevre Protokolü, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması, Antartika Antlaşması, Avrupa’da Konvansiyonel Silahlı Kuvvetler Antlaşması, Kimyasal Silahlar Sözleşmesi, Kimyasal Silahların Kontrolüne İlişkin Uluslararası Antlaşmalar, Stratejik Silahların Sınırlandırılması Görüşmeleri ve Washington Denizcilik Antlaşması.

Dış Politikada Araç Olarak Kullanılmaya Başlandı

  Silahsızlanma ve silahların denetimi nükleer çağda, eski dönemler de daha farklı bir anlam kazanmıştır. Silahların tahrip gücünün kazanması büyüklüğü ile silahsızlanma ve silahların denetimi çalışmaları bu çağa kayması sonucu doğmuştur ve bu durumda silahsızlanma ve silahların denetimi dış politika aracı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Dış politikada araç olarak kullanılmaya başlanmasıyla SSCB ve ABD açısından zaman zaman ikinci derece nükleer güçler olarak nitelendireceğimiz Çin Halk Cumhuriyeti, Fransa, İngiltere de dahil olmak üzere kendi nükleer güçleri ile geliştirmeye çalışan bazı ülkeler de benzer çabalara girmeye başlamışlardır. 

“Soğuk Savaş Günleri”

  Konvansiyonel silahların denetimine ilişkin en önemli gelişme nükleer çağda Soğuk Savaş’ın son günlerinde 19 Kasım 1990 tarihinde imzalanan Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Antlaşması (AKKA) olmuştur.  1991 yılında ise yürürlüğe girmiştir. Amaç AKKA ile tank, helikopter ve diğer silahların sayılarında indirimlerle konvansiyonel silahlarda durumları dengeye getirmektir.  Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Antlaşması (AKKA) 1989 yılında NATO ve Varşova Paktı üyeleri arasında başlatılarak kuvvetlerin sınırlandırılması için çalışılmıştır. Varşova Paktı, NATO’ya karşı oldukça avantajlı bir durumdayken oluşan son durumlarda NATO’nun avantajı dezavantaja dönüşerek durumun ölçüsünü değiştirmiştir.

“KÜBA KRİZİ”

  Silahsızlanma ve silahların denetimi ABD ve SSCB arasında nükleer anlamda Küba krizinden sonra net bir şekilde ortaya çıkmıştır ve bu kriz dünya da iki ülkenin savaş eşiğine gelmesi korkusu yaratmıştır. 1963 Yılına gelindiğinde ise ABD ve SSCB arasında “Sıcak Hat Antlaşması” imzalanmıştır.

“Nükleer Savaş Eşiği”

  ABD ile SSCB arasındaki nükleer anlamda silahsızlanma ve silahların denetimi çabaları esas olarak 1962 Küba krizinin ardından belirgin görünüm kazanmıştır. Bu kriz sırasında iki ülkenin nükleer savaş eşiğine gelmesi tüm dünyada endişe yaratmıştır. 1963 tarihinde taraflar arasında Sıcak Hat Antlaşması imzalanmıştır. Aralarında doğrudan bir haberleşme bağlantısının kurulması konusunda anlaşılmıştır. ABD ve SSCB nükleer savaşa sürüklenmek istememiştir.

ANTLAŞMALAR

Nükleer Denemeleri Yasaklama Antlaşması

  5 Ağustos 1963’te İngiltere’nin ABD ve SSCB’ye katılımıyla “Nükleer Denemeleri Yasaklama Antlaşması” 10 Aralık 1963’te yürürlüğe girmiştir. Bu antlaşmaya çok sayıda ülkeler katılmıştır ve ilk nükleer denemeleri yapılmıştır. Fransa ve Çin’inde içinde yer alan bazı ülkeler ise katılamamışlardır.

“Nükleer Demelerin Yasaklanması Antlaşması”

Nükleer Denemeleri Yasaklama Antlaşması’nda birinci madde “Her Taraf Devlet; yetki alanı veya kontrolü altındaki herhangi bir yerde, her türlü nükleer silah deneme patlamasını veya diğer nükleer patlamaları yapmamayı yasaklamayı ve önlemeyi taahhüt eder.”dir. Moskova’da Nükleer Demelerin Yasaklanması Antlaşmasını imzalamıştır. Kapsamlı Nükleer Deneme Yasağı Antlaşması ise bütün nükleer denemeleri ve hem sivil hem askeri amaçlar için her ortamda yasaklanan bir antlaşmadır. 10 Eylül 1996’da kabul edilmesine rağmen sekiz devlet anlaşmayı onaylamadığı için yürürlüğe giremedi.

NPT (Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması)

  NPT (Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması)’nın amacı silah teknolojisinin ve kitle imha silahlarının, nükleer silahların yayılmasını önlemek amacıyla yapılmıştır. Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşmasının amacı nükleer enerjinin barışçıl olmasını sağlamaktır. Bunun yanı sıra iş birliğini arttırmak ve silahsızlanmayı sağlamak için yapılmıştır. 1968 yılı Mart ayında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda kabul edilmiştir. 1 Temmuz 1968’de Washington, Moskova ve Londra’da imza için açılmış ve 5 Mart 1970’te yürürlüğe girmiştir.  Bu antlaşmaya 189 ülke taraf olmuştur. 2003’ Kuzey Kore ayrılmış ve NPT, Hindistan, Pakistan ve İsrail tarafından imzalanmıştır.  Antlaşmayı imzalamayan Güney Sudan gibi ülkelerde mevcuttur. NPT (Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması)’nda nükleer kulüpte 2 ayrıma gidilmiştir. Bu kulübe üye olan devletlerin sayısını dondurmuşlar ve “Nükleer silaha sahip olan”” Nükleer silaha sahip olmayan” ülkeler olarak ayrım yapılmıştır. Diğer devletlere ise silahlara sahip olmama ve geliştirmeme yükümlülüğü verildi. NPT Antlaşması’a göre 1 Ocak 1967 tarihinden önce nükleer silaha sahip ülkeler, iki ayrıma dahil olarak nükleer güçler ve nükleer kulübe üye ülkeler olarak geçiyordu. Bu ayrımlara sahip ülkeler ; ABD, SSCB, Fransa, Çin, İngiltere’dir.

SALT-I (Stratejik Silahların Sınırlandırılması Antlaşması-I)

  SSCB ve ABD arasında 17 Kasım 1969 yılında “Stratejik Silahların Sınırlandırılması Görüşmeleri” yapılmıştır. Yani kısaca “SALT” olarak bilinir ve SALT I ve SALT II olmak üzere ikiye ayrılır. SALT I Antlaşması Soğuk Savaş döneminde ki silahsızlanma aşamalarından en önemli aşamalarından biridir. ABD VE SSCB heyetleri 17 Kasım 1969’da Helsinki’de bir araya geldiler. “Stratejik Silahların Sınırlandırılması Görüşmelerini başlattılar. Beş yıl içerisinde imzalanan SALT-I de iki ayrı antlaşma bulunmaktaydı.  Bu görüşmede ki ana konu denizaltılarından atılan balistik füzeler (SLBM) üzerineydi ve nükleer füzeler (MIRV) konusunda da bir anlaşmaya varamadılar. Antlaşma, beş yıl süreyle tarafların sahip olabilecekleri kıtalar arası balistik füzelere ve denizaltılardan atılan balistik füzelere üst sınırlar getirmekteydi. Bu görüşmeler üzerine 26 Mayıs 1972’de Moskova’da ABD Başkanı Richard Nixon ile SSCB Başkanı Leonid Brejnev arasında SALT-I adı verilen anlaşma imzalandı. Bu antlaşmada;

  •  Taraflar kendi başkentlerinin etrafında 150 kilometrelik bir alanda 100’den fazla füzesavar füzesi bulundurmayacak ve radar sayısını da sekiz ile sınırlandıracaktı.
  • Anlaşmadaki diğer önemli husus ise, başka ülkelere bu füzelerden verilmeyecek ve füze rampası kurulmayacak olmasıydı. Bu sayede Avrupa, bir süre de olsa füze yerleştirme sahası olmaktan uzaklaşmaktaydı.
  • Her iki taraf da, beş yıl süreyle saldırgan füzeler yapmama konusunda birbirine taahhüt vermişti.
  • Denizaltılardan fırlatılan balistik füzelerde Amerika 710; Sovyetler ise 950 füze rampasından fazlasına sahip olmayacaktı.

Bu hükümleriyle SALT-I Antlaşması, görünürde silahsızlanma konusunda kesin bir çözüm üretemediler.

SALT-II (Stratejik Silahların Sınırlandırılması Antlaşması)

  İki ülke arasındaki yumuşama, bu kez Cenevre’de 21 Kasım 1972’den itibaren başlayan SALT II görüşmeleriyle devam etti. SALT-II sözleşmesi, uzun pazarlıklar ve müzakerelerin ardından 18 Haziran 1979’da Viyana’da ABD Başkanı Jimmy Carter ile Sovyetler Birliği lideri Leonid Brejnev arasında imzalandı. 18 Haziran 1979’da imzalanan SALT-II antlaşmasında yeni sınırlamalar getirildi. Füzeler ve nükleer silah başlıkları yeni bir form kazandı. İmzalandıktan sonra Carter Senato’nun onayına sundu ve kamuoyunda Amerika’nın aleyhine olduğu kanısına varılarak tartışmalar başladı. Amerika’nın çıkarlarına aykırı olduğu eleştirileri ile antlaşma Senatodan geri çekildi. Antlaşma yürürlüğe girememiş fakat tarafların SALT-I ve SALT-II’ ye uyma konusunda açıklamaları görüldü.

INF Antlaşması: (Kısa ve Orta Menzilli Füzeler Antlaşması)

  INF Antlaşması, 8 Aralık 1987’de ABD Başkanı Ronald Reagan ve Sovyetler Birliği lideri Mihail Gorbaçov tarafından imzalanmıştır. INF Antlaşmasında menzili 500 ile 5 bin 500 Kilometre arasında olan karadan havaya orta menzilli füzelerin yasaklanması öngörülmüştür ve denizden ateşlenen füzeler ise antlaşmada yer almamıştır. Bu antlaşmanın önemi füzelerin sayısı iki ülkede de nükleer silahların ufak bir bölümünü oluşturmasıydı. Hala üzerinde görüşmeler yürütülen nükleer silahsızlanma anlaşmaları birçok örnek teşkil ediyor. İmzalanma sürecinden sonra 4 yıl içerisinde iki ülkede toplam 2 bin 700 füze imha edildi. ABD ve Sovyetler Birliği arkasından da Rusya Nükleer silah tesislerini uluslararası denetime geçildi. Stratejik nükleer silahların azaltılması konusunda INF’nin tarafları görüşmelere hız verdi. İki ülke arasındaki zorlu görüşmelerde yaşanan gecikmeler sonucunda Stratejik Nükleer Silahların İndirimi Anlaşması’nın (START) imzalanabilmesi ancak Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından 1991’de gerçekleşti. START kapsamında iki ülke de elinde bulunan uzun menzilli nükleer silahları yüzde 30 oranında azalttı. INF Antlaşması taraflar arasında son 5 yıldır onaylanmış ilk silah antlaşması olarak geniş bir alanda nükleer silahı sökme konusunda anlaşmış olmaları için çok önemlidir.

START-I (Stratejik Silahların Kaldırım Antlaşması-I)

  31 Temmuz 1991’ de Moskova’da Bush ve Gorbachev tarafından imzalanmıştır. START-I Antlaşması Süper devletlerin minimum caydırma stratejisini benimsemeleri anlamına gelir. Süper devletler de füzelerde ve savaş başlıklarında indirimler vardı. Denetim sistemi START-I ile getirilmiş olup bu denetime göre tarafların birbirine önceden haber vermesiyle karşılıklı denetimlere imkan kazandırmıştır.  Taraflardan ABD, START-I ile daha üstün hale gelerek avantajı yakalamıştır.  ABD, savaş başlığı ile yetinmeyip bombardıman uçakları ve denizaltıları ile daha iyi duruma gelmiştir. START-I (Stratejik Silahların Kaldırım Antlaşması-I) Aralık 2009’a kadar yürürlükte kalabilmiştir.  

START- II (Stratejik Silahların İndirimi Antlaşması -Il)

  START-II Antlaşması SSCB ve Gorbachev yerine Rusya ve onun lideri ile yürütülmüştür. 3 Ocak 1993 tarihinde Bush ile Yeltsin arasında imzalanmıştır. START-II ile 2003 yılına kadar ABD ve Rusya’nın sahip olduğu nükleer kapasiteler indirim öngörmekteydi. 1996 Ocak ayında Amerikan Senatosu tarafından onaylanmıştır. Rusya Parlamentosu’na (Duma) ilk defa 1995’te sunulmuş olmasına karşılık Duma tarafından birkaç defa ertelendikten sonra 2000 Nisan ayında onaylanmıştır. Bunun üzerine START-II Rusya 2002’de ABD’NİN ABM antlaşmasından çekilmesine tepki olarak antlaşmadan çekilmiştir ve yürürlüğe girmemiştir.

Taraflar 2002’de imzaladıkları SORT ile START-II’yi sona erdirmiştir.

Yeni START (Stratejik Silahların indirimi Antlaşması)

 Yeni START antlaşması Temmuz 2009’da ABD Başkanı Obama ile Rusya Devlet Başkanı Medmedev arasında imzalanmıştır. Obama ile Medmedev arasında Prag’da 8 Nisan 2010’ da yeni START Antlaşması, bir türlü ortak yol bulunamayan START-III Antlaşmasına yol açan bir antlaşmaydı.  Bu durum üzerine START-III’ün görüşmeleri 1997 ‘de başlamıştır. 2000 Yılının başında ABD’nin ve NATO’nun füze kalkanı projesi ile gündeme gelmesiyle, ABD VE ABM antlaşmasının tek taraflı çekilmesi üzerine Rusya START-II’nin uygulamasını durdurmuş ve yeni bir START antlaşması için tartışmalar başlatılamamıştı.  Bunun üzerine liderler 2002’ de geçici bir çözüm olması için SPORT’u imzalamak zorunda kalmışlardı.  Bu antlaşmaya “YENİ START” demişlerdir çünkü START-II uygulanamadı ve START-I antlaşması da 2009 da sona ermişti. Yapılan bu antlaşma START-I ve SPORT’un yerine geçmekteydi. Liderlerin onay süreçlerini tamamlamaları ile Şubat 2011‘ de yürürlüğe girmiştir ve bu antlaşma 2021’e kadar yürürlükte kalması öngörülmüştür.   

Kimyasal ve Biyolojik Silahlar Sözleşmeleri

  17 Haziran 1925’te Kimyasal ve Biyolojik silahlanmaların ilk adımları Cenevre Protokolü ile atılmıştır. Bu sözleşme ile ilk defa kimyasal ve biyolojik silahların kullanımı yasaklanmaya başlanmıştı. Cenevre Protokolü, zehirli gazları ve her türlü bakteriyolojik silahların savaşlarda kullanımını yasakladı.  Bu protokol sonrası 1972’ de Biyolojik ve Toksin Silahlar Sözleşmesi yapıldı ve daha ileri yasaklar getirdi. Biyolojik ve Toksin Silahlar Sözleşmesiyle bakteriyolojik ve zehirli silahların üretimi ve depolanması yasaklandı.

  30 Nisan 1922’ de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Kimyasal Silahlar Sözleşmesi, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri tarafından kabul edildi ve 13 Ocak 1933’te Paris’te imzalanmaya açıldı. Daha sonra bu sözleşme 29 Nisan 1997’ de yürürlüğe girdi.  Kimyasal silahların üretimi, kullanılması ve saklanması yasaklandı. Devletlerin elinde bulunan kimyasal silahlarında imha edilmesi öngörüldü. Sözleşme 1925 Cenevre Protokolünün geliştirilmesi anlamına gelmekteydi. 2013 itibarıyla Sözleşme ‘ye taraf olan ülke sayısı 189’a ulaşmıştır. Antlaşma’nın yürütülmesi, merkezi Lahey’de bulunan ve aynı tarihte kurulan Kimyasal Silahları Yasaklama Örgütü tarafından gerçekleştirildi.

AKKA (Avrupa Konvensiyonel Kuvvetler Antlaşması)

  Konvansiyonel silahların denetimine ilişkin en önemli gelişme nükleer çağda Soğuk Savaş’ın son günlerinde 19 Kasım 1990 tarihinde imzalanan Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Antlaşması (AKKA) olmuştur.  1991 yılında ise yürürlüğe girmiştir. Amaç AKKA ile tank, helikopter ve diğer silahların sayılarında indirimlerle konvansiyonel silahlarda durumları dengeye getirmektir.  Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Antlaşması (AKKA) 1989 yılında NATO ve Varşova Paktı üyeleri arasında başlatılarak kuvvetlerin sınırlandırılması için çalışılmıştır. Varşova Paktı, NATO’ya karşı oldukça avantajlı bir durumdayken oluşan son durumlarda NATO’nun avantajı dezavantaja dönüşerek durumun ölçüsünü değiştirmiştir.

Silahlanma, Silahların Denetimi ve Silahsızlanma Anlaşmaları, Silahlanma ve Silahsızlanma, Silahlanma ve Silahsızlanma Antlaşmaları, Antlaşmalar Nelerdir, Silahlanma Sorunu, Silahsızlanma Sorunu, Küresel Sorunlar

BU REKLAM SİZE ÖZEL YAYIMLANMAKTADIR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu